Ben bazen….

http://img192.imageshack.us/img192/4137/4412577lg.jpg
Kurumuş,küçük kalmış el sabunlarını rendeden yada rondodan geçirip çamaşır makinesinde kullanıyorum.

Nohut yada barbunya haşladığımda bir kısmını buzluğa kaldırıyorum.

Sevilmeyen reçelleri tart üzerinde kullanıyorum.

Kahvaltıdan kalan peynirleri buzdolabı poşetinde kaldırıp, ertesi gün omlete katıyorum.

Dolmanın iç  malzemesi arttığında çorba yapıyorum.

Mutfak havlu ve elbezlerini az çamaşırsuyu ve toz deterjan ile kaynatıyorum.

Kulpu kırılan bardağı kalemlik yapıyorum.

Eski elbisemden etek,eski atletlerden paspas yapıyorum.

Maydonozları ayıklayıp, yıkadıktan sonra derin dondurucuya atıyorum.

Camları gazeteyle siliyorum.

Dilimlenmiş ekmeği buzdolabında saklıyorum.

….

to be continued…

159 views

13 thoughts on “Ben bazen….

  1. 30 Kasım 2011 at 22:32

    işte bir ev kadını her eve lazım 😀 on elinden on marifet…

    1. 01 Aralık 2011 at 00:14

      nazar etme n’oolur çalış seninde olur Ömer!

      😀

  2. 01 Aralık 2011 at 08:20

    ben bazen bunların bitanesini bile aklımda tutmayı başaramıyorum!
    başarabileni kıskanmıyorum; aksine, helal olsun diyorum!

    bi de..zamet olmassa, bi sahanda yumurta tarifi alabilir miyim?! lütfen! benim için çok mühim!
    nezir

  3. 01 Aralık 2011 at 08:30

    Kimler gelmiş kimler :)
    Nezir bey hoşgeldiniz…Sahanda yumurtayı da tarif edeceksek işimiz iş :)
    Hem sahan mı kaldı…teflon tavalar var artık..biraz tereyağı eritip içine yumurtaları atıyoruz…beyaz kısımlarını iyice pişirip sarısına dokunmuyoruz…üzerine de kırmızı pul biber,karabiber,kekik nane artık nasıl istenirse ….canımızı çektirdiniz vallahi sabah sabah….varsa sizin özel bir tarifiniz bekleriz :)

  4. 01 Aralık 2011 at 10:50

    yo, ööle demeyin!.mühim meseledir sahanda yumurta..
    doğada, bilinen elli milyon çeşidi vardır..lakin ben, o ellimilyonbir’incisinin tarifini aramaktayım!.şurya gelip şu sormalar bu bakımdan, yani!. yeni teknoloji teflon tavaları kullanma özürlü olmasam da kullanmazdım..malûm sebep; ilkellik!
    ben hâlâ, nenemden kalma, yaklaşık seksen senelik, kalaylı o güzelim bakır sahanını, deterjan olarak da hâlâ annemin kullandığı, halis muhlis doğal, o bulaşık temizleme maddelerini kullanıyorum; duruma göre, renkliler için arapsabunu, beyazlar için kil!.
    sahanda yumurtanın bizim için son derece mühim oluşu meselesine gelince… bildiimiz üç tas has hoşaftan daha temel, daha ana yemekten biridir..yerinde, boşluğu doldurulamaz derecede bir kıymete sahiptir. öyle ki, “sahanda yumurtasız bir hayat düşünülemez!” sloganları eşliğinde, gösteri ve yürüyüş yasasına karşı gelen, bi izinsiz gösteri yapılsa yeridir..

    1. 01 Aralık 2011 at 11:07

      Pişirme tarifinden se yeme tarifi daha cazip geliyo bana,ellimilyonbirincisi bu olabilir…
      çekeceksiniz önünüze tavayı,ekmeğin uc kısmınıda koparıp banacaksınız ortasına ortasına..
      tabii bi kısmı parmaklarada bulaşacak,hepsini birden çapur çupur yiyeceksiniz.budur!
      bakır tavadan bişey yemek nedense dişlerimi kamaştırıyor benim:(
      ama kahveyi kesinlikle bakır cezvede sever,yaparım :)

  5. 01 Aralık 2011 at 13:40

    yeme tarifi için, eywallah!.
    lakin biz de bakır cevzede kave sevmeyiz; biz öncelikle kave sevmeyiz..biz çay severiz!
    ama şu son şeyler hiç mühim deil!.mühim olan sahanda yumurtanın ta kendisi, hiçbi pişirmeye benzemeyen pişirmeler ve bi de, üstüne bol karabiber; ille karabiber ve yanında kesinlikle ev, köy yourdu; şu eşsiz yeme tarifi..
    ve lütfen, sayın insanoğlusu!. mühim istirhamımızdır; şurda, kave konusunda yapmış olduğumuz itrirazı, şurdaki, sahanda yumurta üzerine, ekstradan karabiber ve yanına ev yahut köy yourdu ilavesi için yapmayıp, güzel güzel, içimize sine sine yimeye bi yüksek müsaadelerinizi almış olalım, olur mu?!
    varsa, birikmiş tüm minnet borçlarımızı ve şu öneriler için hâl-i hazırda tahakkuk etmiş şu teşekkür borcumuzu şimdi şurda ödüyor ve teşekkür ediyoruz zat-ı âlinize; tüm zaametleriniz için!.
    şurda büyük zaametlere girip, bol bol verdiiniz yemek tariflerini gerçekleştirmek için, önce siz sıraya girin, keifle yapın ve mekleri, “can boazdan gelir” muhteşem kavlince, bol bol götürmelerle yiyin ve aşşa yukarı, üç günde bi 100-150 okka kilo almalarla;
    hoş kalın; ve ama hep yemekle kalın!.

  6. 01 Aralık 2011 at 13:45

    bi de…
    unutmuşum!.
    şu yukarda, resimde, adama anlıyomuş anlıyomuş bakan, harika bi perspektifle harika çekim şu sevimli arkadaşı çok tuttuumu şurda memnuniyetle belirtmeliyim!.
    bu son derece manidar, güzel resmin müessirini, müellifini cidden çok tebrik ediyorum şurda!.

  7. 01 Aralık 2011 at 14:22

    😀 evet efenim
    eşeğin aklı yoncada :)

  8. 01 Aralık 2011 at 14:56

    tam da burda, “bu eşşek napıyo sizçe, şurda?!” konulu, okurlar için bi yarışma konusu açılabilir şurda..
    bööle bi yarışma olsaydı eğer ve bize de bi sorulsaydı şayet, bi havvakızı, ademoğlu yerine konulup, acıyıp lutfedilip;
    bu eşşek bençe şunu yapıyor olurdu ve biz de yaptıı o şeyi şööle ifade eder ve;
    “sanki küsmüş de, önceleri raatça ve özkürçe serbestçe dolaşabildii, bol bereketli sonsuz, sınırsız yonça tarlasında, bi yoktan sebep bi endenden dolyaı koca bi alınkanlık örneki gösterip, kocman içi boş bi balondan bi kurur meslesi de yapmış kendine ve o aşrı aşrı kururundan dolayı da, “bahçeye dönebilir miim?!” şeklinde bi soru da soramıo tarla sahibine de, bi mahçup bi edayla bi şirinlik muskası takındını zannetip, yeniden bi izin isteme misteme girişimlerinde bulunmanın içten hesaplarını yapıyo bençe!” derdik..

    yani tam da işte ööle bakıyo şu eşşoolusu!.

    1. 01 Aralık 2011 at 15:29

      bende bi boykot bi ambargo bi bişiii sezmiştim zaten..
      biz eşeee pisst misst demedikti zaten..eşeee dur yoncaları yidin barii hıyarları yime didik.
      eşek bi havalara girdi ki surma.
      darılmaca küsmece cilvelenmece balonu kafasında patlamaca
      ..eşşşeekk dön baaaçene de süülle bakalım?!
      Dünyanın en güzel gözleri eşşşeeekklerde midir??

  9. 01 Aralık 2011 at 19:47

    walla da dooru; hem de harfi harfine..deil dien, artık kendi payına, o en güzel gözlere sahip yaratılmışlardan olan, resmin saa alt köşesinden son derece komik ve ama çok da sevimli, sorar gibi bakan şu eşşolusunun tekidir..
    az önce muabbet ettik; mesacı almış kendisi, yonca tarlasına sevinçle döncekmiş..ve ama söz vermiş; hıyarlara, bademlere domteslere filan asla dokunmiicekmiş bi daa.. da lakin, alışmış kudurmuştan beter olduu gerçeinin, hiç de öyle kolayca inkar edilemeyecek, tecrübeyle son derece sabit bişey olduğu konusunda ulemanın topyekün, deliksiz ittifakı yüzünden, şu sayın esşoolusu aslında şurda şööle sözler vermekle büyük fedakârlık yaptığı iddiasıyla, ufacık bi istirhamı olcekmiş!.
    mağdem ki bi daa suya sabuna dokunmiycek, hep bööle pir-ü pak kalcekmiş, tarlaya “tarlaya ektim soan!” türküsü eşliinde girebilir miymiş; bunu soruyolar kendileri..
    şurda, “bu da nası bir soru bööle?” filan şeklinde aşırı ünnemli büyük bi tepki alma filan durumları söz konusu olcaksa şayet, ben elçiyim; zeval olmaz, malum; o ööle dedi!.

  10. 01 Aralık 2011 at 23:52

    cevap: hep mi güzel oluyor..hep mi güzel oluyorrr..senin anandan doğan..senin anandan doğan..oy niye..canım niyee..:D
    anlamadığım bi şekilde türkülere bağladık sonunu 😀

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir